ifade tasarımı
web PEN WHITE.png

yazılar

çok sevdiğim bir arkadaşım Murat İpek'ten alıntı ile 

"merak etmeyin ben yazarım"

taş atıp kol yormak

Meslek olarak, herkesin zaten biz istemesek de yaptığı birşeyi yapıyor olduğumuzdan mıdır acaba konuşmayı ciddi bir iş olarak algılamayan insanlarla haşır neşir olmak durumunda kalıyoruz?

Herkesin uzman olduğu ya da çevresindeki herkesten iyi yaptığı bazı işler vardır. Kimi fotoğraf çeker, kimi yazı yazar, kimi konuşur, kimi şarkı söyler, bazıları da bütün bu işleri bedavaya getirmeyi meslek haline getirmiştir…

Bir doktor arkadaşa ayak üstü sohbet sırasında teşhis ve tedavi uygulatıp muayene ücretinden yırtmaya çalışırken ne kadar ciddi bir sonuç beklenebilirse aslında bedava seslendirme, fotoğraf, tasarım, montaj ve benzeri işlerde de benzer bir sonuç beklenmeli, daha fazlası değil. İşin kötü yanı yetenek, deneyim ve öngörü gerektiren bu tarz yaratıcı işlerde işi yapan kişinin itibarı da söz konusu olduğundan ayak üstü tanı koymakla aynı ciddiyetsizlik çoğu zaman ne yazık ki gösterilemiyor.

Gelişen teknoloji eskiden seçkin bir zümrenin tekelinde olan teknik olanakları kitlelerin cebine kadar indirince eskiden nasıl yapıldığı bilinmediği ya da anlaşılmadığı için saygı duyulan işlerdeki saygıyı hak eden bütün ustalık bir kenara bırakıldı ve herkes herşeyi yapabileceğine körü körüne inandı.

Fotoğraftaki kompozisyon, sesteki ufacık bir vurgu, tasarımdaki basit bir çizgi bütün farkı yaratır. Bu ufacık farkı yaratabilmek için yıllar boyu verilen emek karşılığında bir cahilin “taş atıp da kolun mu yorulacak” yorumu insanı beyninden vuruyor. Yaratıcı işlerle hayatını kazanmaya çalışanlar çok iyi bilirler, hakkını alana kadar geçen veresiye / feyvır (favor) / kaz gelecek yerden esirgenmeyen tavuk dönemi bütün yeni işletmeler arasında en uzun süren ve hatta pek çok kişi için tamamıyla geçmesi mümkün olamayan bir dönemdir.

Tüketim toplumu olmamızı borçlu olduğumuz popüler kültür ve bundan beslenen kapitalist yapı sayesinde yüzeyselleşen değer algımız da bu cehaleti besliyen en önemli yozlaştırıcı etken.

Kendi değerimizi hakkaniyet ölçüsünde belirleyebilme lüksüne sahip olduğumuz günler hızlı gelir mi bilemiyorum ama biz kaybetme korkusuna kapılıp her semer vurana eşek olmaya gönüllü durursak, kendini yalan dolanla pazarlayan tezgahçılar kılıflarına minare doldurmaya devam edecekler...     

Arkın Çelik