ifade tasarımı
web PEN WHITE.png

yazılar

çok sevdiğim bir arkadaşım Murat İpek'ten alıntı ile 

"merak etmeyin ben yazarım"

caz yapma

“Caz Yapma Bana”

Hayatının amacı, hayatın amacını bulmak diyen adama bizim memlekette “felsefe yapma olm” derler ve dünyada sadece bizim güzide sokak kültürümüz, caz müziğini bir hakaret olarak kullanıyor. Caz yapmak ve felsefe yapmak bize ters…

Bütün caz yapma riskini alarak felsefi bir soru soruyorum, peki neden?

Rodin’in Düşünen Adam heykeli bizde nerede durur bilir misiniz? Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bahçesinde. Rodin’in orijinal heykelinin hikayesi bizim hastanenin bahçesine dikilme hikayesi kadar ilginç değil. Hastanede tedavi gören iki hastanın eseri olarak hayat bulan Düşünen Adam, memleketimizde derin konuları düşünen insanların sonunu ve sağlıklı olarak tanımlananlar tarafından konuları derin düşünenlerin nasıl değerlendirildiklerini çok berrak bir şekilde ortaya koyuyor.

Peki sen hayatının amacını biliyor musun?

Gerçekten ne istiyorsun?

Para nerede anlam kazanıyor ne zaman anlamını yitiriyor?

Ne yaparken yemek yemeyi ya da tuvalete gitmeyi unutuyorsun?

Bütün bu sorular aslında mutluluk, huzur, başarılı ve tatmin olma hissine doğrudan açılan kapılar. Mutlu ve huzurlu bir insanın akıl ve ruh sağlığı ise düşünerek çıkmaza girince bozuluyor. Bizimkiler de çıkmazlar ile örülü bu ağın içine düşmesini engellemek için düşünmeye kalkışan herkesi uyarmayı görev biliyor. Sorunları yaratan ve onları çözen akıl aynı olamaz diyen bir başka deli de, tipini çok iyi bildiğimiz Aynştayn.

Einstein’ın lafını biraz daha derin incelersek çok basit bir denklem çıkıyor ortaya; sorun dediğimiz şeyi yaratan, bizim o duruma sorun dememiz. Yani biz’iz. Sokağın ortasına yolu tıkayarak arabasını bırakan adama göre bu sorun olsa zaten arabayı oraya bırakmazdı. Bu durumda çözüm, bizim o arabayı sorun olarak görmemiz nedeniyle şöför ile edeceğimiz kavga olamaz çünkü, bizi anlaması için değil yaptığından utanması için bağırdığımız adam ile bakış açımız aynı değil. Aynı yerden bakabilmek için de içinde bulunduğumuz sorunu yaratan bakış açısını oluşturan merkezden dışarı çıkmamız gerekiyor.

Mutsuz olduğum koşullar değişmiyorsa neden ben değişeyim?

Bu cümlenin altında yatan isyan ise aslında karşı taraf olarak gördüğüm yaklaşımın haklı oabileceğini kabul ettiğim anda benim haksız olma olasılığımın doğması. “Ben haksız ve yanlışsam yok olurum” diyen sağlıklı bir birey olabilir mi? Çok var…

Tepki vermemek asıl güçtür! Ancak ben henüz uzun süre o kadar güçlü kalmayı beceremiyorum, bu yüzden trafikte, olmayan bir şerit oluştrup yol bitene dek yanımda gelen ve sonunda önüme hatta üstüme kıran araçları kullananları da kafasını ve vicdanını kullanmayanları da bir türlü anlayamıyorum. Onların da beni anlamadığı gibi. Ben caz yapmaya devam ediyorum onlar hayatlarını bildikleri gibi yaşamaya. Buna ya da benzer benzemez bin türlü duruma kafayı takıp trafikte her hatalı kullananı düzeltmeye çalışmak Bakırköy’deki heykeli yakından inceleme fırsatı sunarken, felsefe sayesinde delirmeden mutlu ve huzurlu olmanın yollarını da bulabiliyorum.

Felsefe yapmayı öğren ki haklı haksız, doğru yanlış, ileri geri, sol sağ, yukarı aşağı her ne karşıtlık ile karşı karşıyaysan ne tarafında yer aldığını iyi bil. Sorunu, onu yaratan kafa ile çözemezsin arkadaşım… anlatabildim mi?

 

Arkın Çelik