cehil
İlerlemenin önündeki en büyük engel: Cehalet…
Bill Nye ve Ken Ham’in tartışmasından haberiniz var mı?
İkisine de aynı soru soruluyor: Fikrini değiştirmesine neden olabilecek birşey var mı? Adaylardan biri cevap olarak “inançlarımın aksine kanıt sunabilirseniz fikrimi tabii ki değiştiririm” diyorken diğeri “hiçbirşey fikrimi değiştirmeme neden olamaz” diye konuyu kapatıyorsa zaten bu durumda sağlıklı bir tartışma olamaz.
Diğer yandan da bir tartışmadan karşınızdakinin fikrini değiştirerek değil, onun hakkında bilginizi biraz daha geliştirmiş olarak çıkıyorsanız kazancınız var demektir. Fikri değiştirilebilecekleri saymazsak. Değişmeyen fikirler, eğer kör bir inanç nedeniyle mantığa aykırı durmayı diretiyorsa. Fiziksel geçerliliği olan kanıt ve çıkarımlara sadece tersine inandığı için doğruluk değeri geçerli bir yanıt vermek yerine bir alıntıyla açıklama getirmeye çalışıyorsa, bu değişmeyen fikirler gelişime açık değildir. Değişime açık fikirlere sahip olan insanların savundukları, inandıkları doğru olmak zorunda değil tabii ki ancak en azından bu taraf kendi düşüncesini savunmak ve dayandığı şeyi ifade etmek için varolan gerçekliğe ait bilimsel veri ve kanıt kullanıyor.
Cehaletten korkmak için gerçekten cahil birinin öfkesiyle karşılaşmanız gerekiyor ne yazık ki… Çıkışsız kalıp tek kurtuluşun dua etmek olacağı bir kesinlik içinde cahil birinin kendince doğru bulduğu, inandığı bir ülkünün uğruna kabul ettirmek istediği kendi gerçeğini yaşamak zorunda kalana dek cehaletten yeterince korkamazsınız.
Kişinin en büyük düşmanı kendisidir. Ego denen yönetici kademe, ele geçirdiği her kaleyi yakan bir kumandan edasıyla vakur ama kibirinden içi boş dolanırken, dünya yanar kimsenin umurunda olmaz. Bilinen tüm maddi gerçekliğin ötesinde bir doğruluk değerinin varlığına ya da en azından olasılığının varlığına inanmadan, iyi insan olabilmek zordur. Adorno, "bilmek lanetlenmektir" diyeli binlerce yıl oldu ama gerçek hala aynı. İnsan hala aynı. Kötülük hala aynı. İyilik sürekli tanım değiştiriyor, trendlere bakarsanız, ama tüm bunların ötesinde kendini bilen için o da hala aynı…
DNA’nın sesler ve sözlerle yeniden programlanabileceğini buldu bir bilim adamı. Biz hala neyi konuşuyoruz? Mesaj verebilmenin önemini bu kadar sosyal medya çöplüğü içinde kim gerçekten takdir edebiliyor ki? Cehalet bunu bilmek istemiyor. ben istiyorum.